0.69 Hane Geliri Ne Demek? Hayatın Gerçekleriyle Yüzleşen Bir Hikâye
“Bazen bir sayı, sadece bir sayı değildir. Bazen bir oran, bir ülkenin kalbinde yankılanan sessiz bir çığlıktır.”
O sabah Ayşe, elindeki çayı karıştırırken televizyondan gelen haber sesiyle irkildi. Sunucu, soğukkanlı bir tonla konuşuyordu: “Türkiye’de ortalama hane gelir oranı 0.69 olarak açıklandı.”
Bir an durdu. Bu sayı ne demekti gerçekten? Ayşe’nin aklında yankılanan tek şey şuydu: “Demek ki biz, ortalamanın biraz altındayız…”
—
Bir Rakamdan Fazlası: 0.69’un Hikâyesi
0.69 hane geliri, teknik olarak hane halkının gelir dağılımında eşitsizliği gösteren bir orandır. Gini katsayısı denen bu ölçüm, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımının adil olduğunu, bire yaklaştıkça da eşitsizliğin arttığını anlatır.
Ama Ayşe için bu sadece bir sayı değildi. Çünkü o, bu sayının içindeydi. Evde iki çocuk, bir maaş, artan faturalar, ve her geçen gün biraz daha küçülen hayaller…
Eşi Murat ise daha farklı düşünürdü. O bir mühendis gibi hayatı planlardı. Sorunlara duygusal yaklaşmak yerine stratejik çözümler bulmak isterdi. Ayşe, “Yetişmiyor Murat,” dediğinde o, “Bütçe planını yeniden yapalım, belki elektrik tasarrufu sağlayabiliriz,” derdi.
Ayşe gülümserdi ama içinde bir şey eksik kalırdı. Çünkü o tasarrufun, çocuklarının oyuncaklarından, akşam kahvesinin yanında içtiği küçük mutluluktan kesileceğini bilirdi.
—
Erkeğin Mantığı, Kadının Kalbi
Bir akşam sofrada otururlarken televizyon yine aynı haberi tekrarladı. “0.69 hane geliri oranı…”
Ayşe’nin gözleri dalıp gitti. “Murat,” dedi sessizce, “sence bizim hikâyemiz bu sayının içinde mi?”
Murat biraz düşündü. “Bence bizim hikâyemiz bu sayının içinde değil, altında kalanların arasında.”
Bu söz, bir kadının yüreğine dokunan bir gerçekti. Çünkü Ayşe, sadece parasızlıkla değil, umutla mücadele ediyordu.
Murat, çözüm üretmeye çalışırken Ayşe, yaşadıkları her anın duygusunu taşırdı. Onun gözünde mesele para değil, çocuklarının geleceğine dair güven duygusuydu.
—
Rakamların Ardındaki İnsanlar
O akşam Ayşe, küçük defterine bir şeyler yazdı.
“0.69… Belki ekonomi için bir gösterge, ama bizim için bir mücadele oranı. Her sabah yeniden başlamak, her akşam ‘bugün de idare ettik’ demek.”
Defteri kapattı, başını yastığa koydu. O sayı artık haberlerde değil, kalbinde yankılanıyordu.
Bir hafta sonra mahalledeki kadın toplantısında konu yine dönüp dolaşıp paraya geldi. Kimisi çocuklarının okul masraflarından, kimisi kira artışından şikâyetçiydi.
Ayşe, bir anda konuşmaya başladı:
“Biliyor musunuz, biz hep 0.69’un altındayız diyoruz ama aslında o sayının içinde dayanışma da var. Biz birbirimize destek oldukça, o oran değişmese bile biz değişiyoruz.”
Kadınlar sustu. Kimi gözlerini sildi, kimi başını eğdi. O an herkes anladı ki gelir eşitsizliği sadece ekonomiyle ilgili değil; dayanışmayla, umutla, paylaşmayla da ilgiliydi.
—
Birlikte Olmanın Gücü
Murat o akşam eve geldiğinde Ayşe’yi elinde defteriyle buldu.
“Yazıyorum,” dedi Ayşe gülümseyerek, “bizim hikâyemizi. Çünkü bu oranlar sadece devletin değil, bizim de hikâyemiz.”
Murat yaklaştı, defterin üstüne elini koydu. “O zaman yaz,” dedi, “ama sonunda umut olsun.”
Ayşe yazdı.
“Belki 0.69, kağıt üstünde adaletsizliği anlatıyor. Ama ben biliyorum ki, kalpte paylaşılan her lokma, bu oranı tersine çevirecek kadar güçlüdür.”
—
Son Söz
0.69 hane geliri, bir ülkenin ekonomik röntgenidir.
Ama o röntgenin içinde Ayşe gibi kadınlar, Murat gibi erkekler, çocuklar, hayaller, umutlar vardır.
Bu oran, sadece gelir dağılımını değil; insanların birbirine nasıl tutunduğunu da anlatır.
Ve belki de asıl mesele, o oranın kaç olduğundan ziyade, bizlerin birbirine ne kadar yakın durduğudur.
Bir sayı bazen her şeyi anlatır… ama bazen de asıl hikâye, o sayının arkasında saklıdır.