Kızartma Yağı Kaç Derecede Yanar?
Hayat, her zaman beklediğimiz gibi ilerlemez. Bazen en basit şeyler bile, ne beklediğini bilmediğin bir şekilde karşına çıkar ve seni bir anda içinde bulduğun duygu fırtınasına sürükler. Kayseri’nin o soğuk kış akşamlarında, mutfakta geçirdiğim o anı hatırladıkça bu duygu seli hep içimde dalga dalga yükselir. Sanki o an, sadece kızartma yağı değil, tüm yaşamımın yanma noktasını da bulmuştu.
Bir sabah, Kayseri’nin karla kaplı caddelerinden birinde, kışın en soğuk günlerinden birinde başlamak zorundaydım. İşte o sabah, evde yalnızdım, mutfağa girmeye karar verdim. Annem hep anlatırdı, “Yemeği iyi pişirmek, hem sabır hem de dikkat ister.” Ama benim için bu sabır, çoğu zaman mutfakta kaybolur ve bir şekilde kendimi bir telaşın içinde bulurum. Bugün de işte öyle bir gündü.
Bir yandan içimdeki heyecanı bastırarak, bir yandan da mutfak tezgahına yerleştirdiğim patatesleri dikkatlice doğramaya başlamıştım. O an aklımda tek bir şey vardı: “Bugün, kendi kendime bir şeyler yapmalıyım.” Patatesleri kızartmak, Kayseri’nin o sert kışında kendime olan güvenimi bulmanın en basit yolu gibiydi.
“Bir Mutfak Macerası” Başlıyor
Yağ, tencerenin dibine dökülürken, içimdeki huzursuzlukla birlikte başlıyorum bir yandan. Kızartma yağı ne kadar sıcak olurdu, ya da kaç derecede yanardı, acaba? Bunu bilmek, her zaman beni düşündürmüştü ama o gün, kafamda herhangi bir soruya cevap arayacak zaman yoktu. Evet, dışarıda dünya soğuk ve karlıydı, ama mutfakta bir ateş vardı, sanki ruhumu ısıtacak bir şeyler pişiriyordum.
Bir yandan tavanın başında yağın ısınmasını izlerken, bir yandan da kızartma yağının sıcaklık seviyesini, hangi noktada “yanma” aşamasına geldiğini düşündüm. 180°C’den sonra, kızartma yağı, zaten fazla ısındığında duman çıkmaya başlar. Sıcaklığın, patatesi altın sarısı yapıp, çıtır çıtır olmasına yetecek kadar olması gerektiğini biliyorum. Ama bir yandan da yağın fazla ısındığı an, kontrolü kaybetme korkusu vardı içimde. Hadi ya, her şeyin kontrolden çıkması gibi…
O An: Heyecan, Korku ve Sabırsızlık
Bir patates parçasını dikkatlice yağın içine atarken, birden başka bir şey fark ettim. Yağ sıçrarken, her bir damlası, bana hayatın ne kadar kısa olduğunu hatırlatıyordu. Bir anda, o kadar sabırsızca ve aceleciydim ki, ne kadar dikkatli olmam gerektiğini unutmuştum. Kayseri’nin o soğuk akşamında, kızartma yağının sıcaklığında, sanki tüm dünyamın hızla eriyip kaybolduğunu hissettim.
Bir yandan korkuyordum, bir yandan da hala bir şeyleri yapmak için can atıyordum. Kızartma yağı, gözlerimin önünde o kadar hızlı ısındı ki, tencerede patlayan her baloncuk, bana bir anlamda korku ve heyecanı aynı anda yaşatıyordu. O sıcaklık beni sarmıştı, hem vücudumu hem ruhumu.
Yağ sıçrayınca, içimi bir anlık panik kapladı. “Yanarsa ne olacak?” diye düşündüm. “Her şey berbat olacak mı?” Kaygılarım arttıkça, kızartma yağına bakışım değişti. O an, her şey birden fazla derecede sıcak olabilirdi ve ne kadar dikkat etsem de, işin içinden çıkmak her zaman bu kadar kolay olmuyordu. Hani, bazen her şey yolunda giderken bir anda hayatın sana yön değiştirmesi gibi bir şeydi.
O Anın Sıcaklığı: Yağ ve Hayat
Yağın dumanının yükseldiğini gördüm. Evet, belki de biraz fazla ısındı ama bir yandan da patateslerin çok güzel kızardığını görüyordum. Yavaşça, o ilk patatesi tabağa alırken, birden kendimi huzurlu hissettim. Evet, her şey yolunda gitmişti. Kızartma yağı, ısınmıştı, ama ben kontrolü kaybetmemiştim. O an içimdeki karışıklıkla birlikte, bir rahatlama hissettim. Yağ yanmamıştı, ama bana bir şeyler öğretmişti.
Kayseri’nin o soğuk gününde, patatesler kızarmıştı. Fakat bana öğrettiği şey, her şeyin doğru zamanda, doğru derecede olması gerektiğiydi. Sadece yemek değil, hayat da aynı şekildeydi. Kızartma yağı, sabırlı olmak gerektiğini, ama bazen de risk almanın güzelliklerini öğretti bana.
Bir anda, mutfağın sıcak atmosferinde, yağın dumanıyla birlikte bir şeyler çözüldü. Kızartma yağı ne zaman yanar, ne zaman yanmaz? O anın sıcaklığında, hayatımda başka şeylerin yanmaya başladığını fark ettim. Yanmış bir şey olmadı belki ama ben bir şey öğrendim: Bazen, en basit şeyler bile seni en derin düşüncelere sürükler. Ve bu düşünceler, seni belki de hayatının en önemli kararına götürür.
Kızartma Yağının Derecesi, Hayatımın Derecesi
Evet, kızartma yağı 180°C’ye geldiğinde zaten, her şeyin doğru olduğunu hissediyorum. Ama ya ben? Ben de o sıcaklıkta değil miydim? Sadece biraz sabır ve dikkatle, her şey yoluna girebilirdi. Yağ yanmasa da, hayatın bazen öyle olmadığını kabul etmelisin. Kızartma yağı 230°C’ye kadar ulaşınca, işte o zaman her şeyin kontrolden çıkma ihtimali vardı. Ama ben, ne kadar yaklaştıysam da o noktaya, hala kontrolümü kaybetmedim.
İşte o an, Kayseri’nin karla kaplı akşamında, mutfakta geçirdiğim o dakikalarda, sadece patatesler değil, kendi hayatım da kızarıyordu. Hem dışarıdaki soğuk, hem de içimdeki sıcağı hissettikçe, her şeyin daha netleştiğini düşündüm. Kızartma yağı, belki de hayatıma biraz daha dikkatli bakmam gerektiğini hatırlatıyordu.
Evet, belki de bir anda kaybolan bir şeyler vardı. Ama her kaybolan şey, yerine bir başka deneyim getiriyordu.