Merhaba sevgili okurlar,
Bir akşam arkadaşımın evinde otururken, sohbet birdenbire “erkeksi kız” konusuna döndü. Ne demekti bu gerçekten? Hangi özellikleri olan bir kadın, “erkeksi” olarak tanımlanıyordu? Biraz düşündüm. Kadınların toplumsal rollerine nasıl bakıldığını, insanların bazen yanlış anlamalarla, bazen de yalnızca alışkanlıkla bu tür etiketler taktığını fark ettim. “Erkeksi” bir kadın olmak, bir tür cesaret göstergesi midir, yoksa yalnızca toplumun kadınlardan beklediği “nazik” ve “yumuşak” tavırlara karşı bir karşı duruş mu?
Hikayeme başlamadan önce, sizlere bir soru sormak istiyorum: Erkeksi bir kız ne demektir? Bu soru üzerine biraz düşünün, sonra hikayeme göz atın ve belki de hep birlikte bu kavramı farklı bir açıdan ele alabiliriz.
Erkeksi Kız Ne Demek?
Bir gün, Gökhan ve Ayşe arasında geçen bir konuşmaya tanık oldum. Gökhan, Ayşe’ye bir şekilde “erkeksi kız” dedi. Ayşe’nin biraz da şaşkın bir şekilde Gökhan’a bakışı, birdenbire odanın havasını değiştirdi. Gökhan, fark etmeden ciddi bir hata yapmıştı. Çünkü Ayşe, aslında onun söyledikleriyle ne kadar da ilgilenmediğini göstermeye çalışıyordu. O anda, hepimizin zihninde aynı soru belirdi: Gerçekten “erkeksi” olmak ne demekti ve bu tanım neden hala bu kadar yaygındı?
Erkeksi bir kız denildiğinde, toplumsal normlara uymayan, daha sert, cesur, bazen duygusal anlamda daha az görünüp daha mantıklı bir yaklaşım sergileyen bir kadından bahsediliyordu. Yani, “erkeksi” olarak tanımlanan bir kadın, sıklıkla “güçlü” ve “bağımsız” biri olarak görülüyordu. Ancak bu tanım, kadınların içsel gücünü yanlış anlamaktan mı kaynaklanıyordu? Duygusal zeka ve mantıklı düşünme arasında bir ayrım yapabiliyor muyduk?
Erkeklerin Stratejik Bakış Açısı: Çözüm Arayışı
Gökhan, aslında “erkeksi” demekle neyi kastettiğini anlamadan bu kelimeyi kullanmıştı. Onun için, bu tarz bir kadın, duygusal anlamda daha az gösteriş yapıyor, pratik ve çözüm odaklı hareket ediyordu. Erkekler genellikle durumları hızlıca çözmeye odaklanır ve her şeyin bir amaca hizmet etmesi gerektiğini düşünürler. Gökhan da Ayşe’nin davranışlarını, duygusal açıdan değil, daha çok mantıklı ve çözüm odaklı bir yaklaşım olarak algılıyordu.
“Erkeksi” olmak, onun gözünde sadece bir karakter özelliği değil, aynı zamanda stratejik bir yaklaşımın ifadesiydi. Duygusal olarak güçlü ve kararlarını hızla veren bir kadın, “erkeksi” olarak tanımlanmıştı. Gökhan, onun bu tavrını “yumuşak” ve “nazik” olmanın ötesinde, bazen hatta karşısındakiyle empati kurmaktan kaçınan bir durum olarak görüyordu.
Kadınların İlişkisel Bakış Açısı: Derin Empati ve Bağ Kurma
Ayşe ise, Gökhan’ın sözlerini duyduğunda, tam olarak ne demek istediğini düşündü. O, duygularını ifade etmekte, başkalarının iç dünyasına dokunmakta, gerçekten anlamaya çalışmakta hep başarılıydı. Ama Ayşe’nin bakış açısına göre, bu tarz bir tanımlama aslında onun kimliğini yanlış anlamaktan ibaretti. Çünkü Ayşe, “erkeksi” bir kız olarak tanımlandığında, duygusal açıdan derinlikten ve insanlarla kurduğu bağlardan ödün vermemişti. O, dışarıya sert bir yüz sunsa da, içine girdiğinde oldukça empatik ve nazik bir insandı.
Ayşe’nin gözünde, “erkeksi” olmak, aslında dışarıdan sert görünen ama içsel olarak güçlü ve sağlıklı duygulara sahip bir kadın olmak demekti. Bu kadın, zorluklar karşısında yılmadan ilerleyebilen, başkalarına empatiyle yaklaşabilen ama aynı zamanda kendi kimliğini savunabilen biriydi. Kadınların güçlü ve bağımsız olmaları, sadece duygusal olarak mesafeli olmak anlamına gelmiyordu. Aksine, bu güç, derin bağlar kurarak, ilişkilerini sağlam tutarak ve doğru zamanlarda cesaret göstererek ortaya çıkıyordu.
Sosyal Normlar ve “Erkeksi” Tanımının Toplumsal Etkisi
Ancak, burada önemli bir soru daha doğuyor: Bu tür tanımlar neden hala toplumda bu kadar yaygın? Kadınların güçlü, bağımsız ve cesur olmaları, neden “erkeksi” bir etiketle ilişkilendiriliyor? Bunu sorgularken, aslında toplumsal normların kadına biçtiği rolü de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Kadınlar, toplumsal olarak nazik, duygusal ve korumacı olmaya yönlendirilirken, bu değerlerin dışına çıkan kadınlar “erkeksi” olarak tanımlanıyor. Peki, gerçekten de bir kadının gücü, duygusal zekâsı ya da cesareti “erkeksi” olmakla mı özdeşleştirilmeli?
Sonuç olarak, “erkeksi kız” tanımlaması, aslında toplumsal yapıların ve cinsiyet rollerinin çok katmanlı bir yansımasıdır. Bunu sorgulamak ve anlamak, hepimizin bakış açısını geliştirebilir ve kadınların kimliklerini daha doğru bir şekilde tanımlamamıza yardımcı olabilir.
Sizce “erkeksi kız” tanımı ne anlama gelir? Bu tanımlamanın toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı paylaşarak hep birlikte tartışalım.