İçeriğe geç

Gereklilik ne demek örnek ?

Gereklilik Ne Demek? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme

Günümüzde siyasetin temel kavramlarından biri olan “gereklilik” kavramı, aslında sadece günlük dilde değil, aynı zamanda güç ilişkileri, toplumsal düzen ve ideolojiler bağlamında derin bir anlam taşır. Her siyasi sistemin, toplumsal yapıyı düzenlemek, vatandaşları yönlendirmek ve devletin varlığını meşrulaştırmak adına belirlediği bir dizi gereklilik vardır. Bu gereklilikler, sadece hükümetin dayattığı yasalarla değil, toplumun değerleri, kültürel normları ve ideolojik yönelimleriyle de şekillenir. Fakat gereklilik dediğimizde, bir eylemin ya da davranışın zorunlu kılınması ile ilgili sorular ortaya çıkar: Hangi eylemler gereklidir, kimler karar verir ve gerekliliğin kaynağı nedir?

Bu yazıda, gereklilik kavramını iktidar, kurumlar, ideolojiler, yurttaşlık ve demokrasi çerçevesinde ele alacağız. Hangi davranışların ya da uygulamaların “gereklilik” olarak kabul edileceğini tartışırken, günümüzün siyasal olaylarını ve teorilerini göz önünde bulunduracağız.

Gereklilik ve İktidar: Gücün Yeniden Tanımlanması

Siyaset biliminde gereklilik, genellikle iktidar ilişkileriyle bağlantılı olarak ele alınır. İktidar, toplumun düzenini sağlamak, bireylerin davranışlarını yönlendirmek ve istenen sonuçları elde etmek için belirli “gereklilikler” dayatabilir. Bu gereklilikler, bazen devletin meşru gücüyle dayatılırken, bazen de toplumun kabul ettiği normlar aracılığıyla kabul edilir.

Foucault’nun güç analizine bakıldığında, güç, yalnızca devletin veya hükümetin tekeline ait bir şey değildir. Aksine, toplumun çeşitli kurumlarında, kültürel pratiklerde ve günlük yaşamda karşımıza çıkar. Bu bağlamda, iktidar sadece fiziksel güç ile değil, ideolojik ve kültürel alanlarda da toplumu şekillendiren bir süreçtir. Foucault, “güç her zaman normatif bir düzen kurar ve bu düzenin gereklilikleri toplumsal kabul görür” diyerek, gerekliliğin nasıl toplumların kabul ettiği bir zorunluluğa dönüştüğünü anlatır.

Örneğin, bir devletin vergi toplama gerekliliği, doğrudan halkın ekonomik ve toplumsal yaşamını düzenler. Ancak bu gereklilik yalnızca devletin zorlayıcı gücüyle değil, aynı zamanda vatandaşların devletin meşruiyetine olan inançlarıyla da işler. Vergi, bir anlamda toplumun devletin varlığını ve düzeni sağlama gerekliliğine olan katılımını simgeler.

Örnek Olay: Vergi ve Kamu Hizmetleri

Birçok gelişmiş demokrasi, vatandaşlarına vergi ödeme gerekliliğini dayatırken, bu gereklilik, karşılığında sağlanan kamu hizmetleriyle meşrulaştırılır. Ancak vergi toplamanın gerekliliği, bazen hükümetin politikalarını izleyebilmesi için vatandaşlar üzerinde kurduğu baskıya da dönüşebilir. Vergi yükünün arttığı bir toplumda, vatandaşların devlete karşı duyduğu güven azalabilir ve bu da vergi ödeme gerekliliğini tartışmalı hâle getirebilir.

Gereklilik ve Kurumlar: Düzenin Temel Taşları

Siyasi kurumlar, bir toplumda “gereklilik”lerin nasıl şekillendiğini belirleyen en önemli yapı taşlarıdır. Devletin yasama, yürütme ve yargı organları, toplumu düzenleyen, düzeni sağlayan ve bu düzenin gereklerini dayatan ana aktörlerdir. Bir kurumun gücü, genellikle toplumun kabul ettiği normlara ve gerekliliklere dayanır.

Örneğin, modern demokrasi anlayışında, seçimler, ifade özgürlüğü ve eşitlik gibi kavramlar, temel gereklilikler olarak kabul edilir. Bu gereklilikler, devletin sağladığı güvenlik ve düzenle şekillenirken, aynı zamanda toplumun değer yargılarıyla da bütünleşir. Demokrasi, bir yandan bireylerin özgür iradesinin gerekliliğini savunur, diğer yandan toplumun uyumlu bir şekilde işlemesi için belirli kuralları ve normları kabul ettirir.

Örnek Olay: Seçim ve Demokrasi Gerekliliği

Demokrasi, toplumların hükümetlerini seçme hakkını verme gerekliliği üzerinde şekillenir. Seçimler, halkın iradesinin en iyi şekilde yansıdığı araçlardır. Ancak, demokratik bir seçim süreci sadece teknik bir gereklilik değildir; aynı zamanda vatandaşların siyasi katılımını ve toplumun çeşitli gruplarının eşit şekilde temsili gereklidir. Ancak bu gerekliliğin nasıl işlediği, toplumun özgürlük ve eşitlik gibi idealleri ile şekillenir. Seçimlerin şeffaf, adil ve özgür olması gerekliliği, iktidarın gücünü denetleyen ve halkın katılımını sağlayan bir mekanizma olarak işler.

Gereklilik ve İdeolojiler: Hangi Gereklilikler Kabul Edilir?

Siyasi ideolojiler, gerekliliklerin ne olacağına dair önemli bir rol oynar. Bir ideoloji, bir toplumun hangi değerleri ve normları kabul edeceğini, dolayısıyla hangi gerekliliklerin toplum tarafından kabul edileceğini belirler. Örneğin, kapitalist bir sistemde ekonomik büyüme ve serbest piyasa gerekliliği, temel değerlerden biri iken, sosyalist bir sistemde eşitlik ve sınıfsız toplum hedefi gereklilik haline gelir.

İdeolojilerin gücü, bu gereklilikleri meşrulaştırmada yatar. Bir ideoloji, belirli bir düzenin, sınıfların ve kurumların varlığını, bu gerekliliklerin dayandığı temel argümanlarla haklı çıkarır. Örneğin, neoliberalizmin savunduğu “özelleştirme” ve “serbest piyasa” gereklilikleri, devletin sosyal hizmetlerdeki rolünü azaltmayı savunurken, sosyalist ideoloji bu alanlarda devletin daha fazla rol oynamasını gerekli görür.

Örnek Olay: Sağlık Hizmetleri ve İdeolojik Gereklilikler

Sağlık hizmetlerinin sunulması, pek çok ülkede ideolojik bir tartışma konusu olmuştur. Kapitalist ülkelerde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi, pazara dayalı çözümlerle en verimli sağlık hizmetinin sunulması gerektiği savunulurken, sosyalist ya da sol eğilimli ülkelerde sağlık hizmetlerinin devlet tarafından sunulması ve eşitlikçi bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği vurgulanır. Buradaki gereklilik, ideolojik bir dayanağa sahip olmakla birlikte, bireylerin sağlık hakkını nasıl gördüklerine de bağlıdır.

Gereklilik ve Yurttaşlık: Katılımın Temel Gerekliliği

Yurttaşlık, bir bireyin devletle kurduğu ilişkideki hak ve sorumluluklarını ifade eder. Demokrasi, yurttaşların katılımını gerekli kılar, çünkü ancak bu katılım sayesinde toplumun sesini duyurabileceği, taleplerini ifade edebileceği bir sistem işleyebilir. Gereklilik burada, yurttaşların aktif bir şekilde siyasete katılmalarını ve toplumsal düzenin sağlanmasına katkıda bulunmalarını kapsar.

Günümüzün siyasal yapısında, yurttaşlık gerekliliği, yalnızca seçimlere katılmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda, demokratik hakların savunulması, toplumsal eşitsizliğe karşı çıkılması ve kamusal alanlarda aktif bir şekilde yer alınması da bu gerekliliğe dahildir. Bu noktada, “katılım” gerekliliği, sadece bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluktur.

Örnek Olay: Aktivizm ve Katılım Gerekliliği

Son yıllarda dünya çapında birçok toplumsal hareket, yurttaşların katılımının önemini vurgulamaktadır. Black Lives Matter hareketi, kadın hakları için yapılan protestolar ve iklim değişikliği karşıtı eylemler, yurttaşların aktif katılımının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu hareketler, sadece bireysel hakları savunmakla kalmayıp, toplumsal eşitsizliklere karşı bir gereklilik olarak kolektif eylemi savunmaktadır.

Sonuç: Gereklilik, Meşruiyet ve Toplumsal Katılım

Sonuç olarak, gereklilik yalnızca bireysel tercihlerden değil, toplumsal yapılar ve ideolojik dayanaklardan kaynaklanır. İktidar, kurumlar, ideolojiler, yurttaşlık ve demokrasi arasındaki etkileşim, bu gereklilikleri şekillendirir. Gerekliliklerin dayandığı temeller, toplumsal adalet, eşitlik ve katılım gibi temel kavramlarla doğrudan ilişkilidir.

Okuyucuya Soru

– Sizin için bir toplumda en temel gereklilik nedir? Bu gereklilik toplumun ideolojisiyle mi yoksa toplumsal değerlerle mi şekillenir?

– Demokrasi ve yurttaşlık arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlıyorsunuz? Gerekliliklerin şekillenmesinde katılımın rolü nedir?

Günümüzün dinamik dünyasında, gerekliliklerin anlamı, sadece bireylerin yaşamlarını değil, toplumların geleceğini de etkileyen bir faktör hâline gelmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişen iyi bahis sitelerivdcasino girişbetexper.xyzbetci güncel girişbetci.betbetci.cobetci.co tulipbet yeni giriş