Keloğlan Nasıl Biri?
Herkesin hayatında bir Keloğlan vardır. Hani, dışarıdan bakınca sıradan gibi görünen, ama aslında içi derin felsefelerle dolu, bazen tek bir bakışıyla insanı düşündüren, bazen de komik esprileriyle herkesi güldüren o tip… Keloğlan’ın kim olduğunu anlamak için, sadece onunla birkaç dakika geçirmek yeterli olabilir. Ama bir de var ki, Keloğlan’ı gerçekten tanımak… İşte o zaman işler değişir, kafanızda bir sürü soru belirir: “Bu adam gerçekten kim ya?”
Keloğlan’ın Fiziksel Betimlemesi: Saçsız Ama Beyni Fırtına Gibi
Keloğlan, dışarıdan bakıldığında aslında oldukça sıradan biri gibi gözükebilir. Evet, belki de saçları yok. Ama saçları olmadığından mı yoksa hayatta her şeyin üstesinden gelme yeteneği mi? Gerçekten bilemiyorum. Saçsız bir kafa, bir derya deniz gibidir. Beyin öyle bir işlemeye başlar ki, sanki hiç durmayacakmış gibi. Belki de bu yüzden Keloğlan, bir problem karşısında hiçbir zaman paniğe kapılmaz. Düşünsenize, başınıza gelen en küçük sıkıntıda “Eyvah! Ne yapacağım?” diye düşünürken, Keloğlan başlar gülmeye, “Sakin ol, çözümü var!” der.
Bir gün, bir kafede Keloğlan’la oturuyorduk. Kafede herkesin gözleri telefonlarında, kimse kimseyle konuşmuyor. Bizimki ise, bir anda büyük bir ciddiyetle şunu dedi:
“Kafede kimse kimseye bakmıyor ya… Hani biz ‘göz teması’ yapmayı unutmuş muyuz? Düşünsenize, göz teması yaparak birini tanımaya çalışıyoruz ama bir türlü beceremiyoruz. Kafede herkes aynı kafada, ama birbirini görmüyor.”
O anda kafede 7 kişiydik, ama sanki 7 milyar kişi vardı. Düşündü, düşündü ve sonunda diyor ki: “Bu dünyada herkesin bir Keloğlan’a ihtiyacı var. Hem güldürmeli, hem de düşündürmeli.”
Keloğlan’ın Espri Yeteneği: Gülmek Mi, Düşünmek Mi?
Keloğlan, gülmeyi bir sanat haline getirmiştir. Hem de öyle sıradan bir espri değil. Mesela bir arkadaş grubunda, birisi anlatırken Keloğlan hemen araya girer:
“Abi, sen bu kadar saçmalarken, tam bir Keloğlan’sın zaten!”
Herkes kahkahalar içinde kalırken, ben içimden şöyle diyorum: “Hmmm, derin bir anlam var gibi… Bunu çözmeliyim.”
Bazen, gerçekten de anlam çıkarmaya çalışırken, bir bakıyorum ki Keloğlan yine aynı espriyi yapmış ama bu kez kimse gülmemiş. Ne yapıyorum? Kendi kendime gülüyorum çünkü Keloğlan’ın yaptığı, aslında hem eğlenceli hem de düşündürücü bir şey. Ama işin garibi, kimse fark etmiyor.
Keloğlan’ın İlişkileri: Derin, Ama Pratik!
Keloğlan, ilişkiler konusunda da farklı bir yaklaşıma sahip. Bir arkadaşım geçenlerde onu anlattı: “Yani, kızlar Keloğlan’ı sevmiyorlar. Hep mi böyle düşünüyor? Hiç romantizm falan yok.” Keloğlan, ilişkilere bakış açısını açıkladı:
“Bak, duygusal tarafı anlıyorum ama bence dünyada en büyük aşk, ‘bu hayatta birlikte başarılı olmak’… Aşk da bir yolculuktur, ama bazen o yolculukta giderken, yanlış yolda gittiğini fark edersin.”
“Yani, gerçek aşk… Yani ben birini seviyorum ama o da beni seviyor diye bekleyecek miyiz?” diye sordum.
Keloğlan yanıtladı: “Aslında daha önemli olan, seni seviyorum demektense, her gün seninle bir adım daha atmak. O zaman seversin.” Düşündüm: “Vay be, bu gerçekten bir bakış açısı!”
Keloğlan ve Sade Hayat: Hedef Mi? Başarı mı?
Bir gün, Keloğlan’la gezmeye çıkmıştık. Hepimiz “bugün ne yapalım” diye düşünürken, Keloğlan aniden konuşmaya başladı:
“Ya biz ne yapıyoruz? Bir hedef koyuyoruz ama hedefe ulaşmaya çalışırken yolumuzu kaybediyoruz. Hedefe ulaşmanın anlamı ne ki? Hayat zaten bir yolculuk…”
O anda hepimiz bir an sustuk. Çünkü Keloğlan, bu kadar basit bir şekilde, hayatın en karmaşık sorularından birine cevap verdi. Kimse bunun üzerine bir şey söyleyemedi, çünkü Keloğlan’ın her sözü bir tür bilgelikti.
Keloğlan ve İş Dünyası: “Yapma, Ne Var Ki?”
Bir gün Keloğlan’a “İş dünyasında ne yapmayı düşünüyorsun?” diye sordum. Bana cevap verdi: “Yapma, ne var ki? Yani, senin bu hayatta ne kadar ciddi olduğun değil, işin içine koyduğun enerji ve samimiyet önemli. Zaten hayat bize hep söylüyor: Bu dünya geçici!”
O kadar kolay mı Keloğlan? Evet, onun bakış açısına göre hayat bu kadar basit ve geçici. Ancak o kadar ciddi bir şekilde bakıyor ki, her şeyin geçici olduğunu söylemesi, bir tür derinlik kazandırıyor. Benim için o gün hayatın anlamını düşündüm: Keloğlan, aslında her şeyin basit olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Sonuç: Keloğlan’ın Gerçek Yüzü
Keloğlan, fiziksel olarak basit ve sıradan biri olabilir. Ama zihinsel olarak karmaşık, derin ve bir o kadar da mizahi bir kişilik. İşte bu ikilik, onu ne kadar tanırsanız tanıyın, sürekli yeni yönleriyle karşılaştırıyor. Kendinizi Keloğlan’la geçirdiğiniz bir günün sonunda bulduğunuzda, gülmüş, düşünmüş ve bir adım daha ileriye gitmiş oluyorsunuz. Yani Keloğlan, sadece saçsız bir tip değil, derinliğiyle, felsefesiyle ve esprileriyle hayatımızda var olmayı başaran bir isim.