Kanıya Ne Anlama Gelir? Farklı Düşünce Biçimlerinin Kesiştiği Noktada Bir Kavram Bazı kelimeler vardır ki, onları her gün duyarız ama anlamlarını derinlemesine sorgulamayı akıl etmeyiz. “Kanıya varmak” da bunlardan biri. Sıradan bir cümlede geçip gider ama aslında düşünce dünyamızın nasıl çalıştığına dair çok şey söyler. Peki “kanıya ne anlama gelir?” sorusunu sadece sözlük anlamıyla sınırlı bırakmadan, farklı bakış açılarından yola çıkarak ele alsak neler buluruz? Gelin, bu kelimenin hem dilsel hem de düşünsel derinliklerine birlikte dalalım. — Kanıya Ne Anlama Gelir? TDK’ya Göre Temel Tanım Türk Dil Kurumu’na göre “kanı”, bir düşünce ya da olay üzerine edinilen görüş, fikir veya…
Yorum BırakGenç Sesler Blogu Yazılar
Kanseri Yenmek İçin Neler Yemeliyiz? — Cesur, Eleştirel ve Tabağımıza Sığan Gerçekler İddiam net: “Yemekle kanseri yenmek” cümlesi baştan sona pazarlama kokuyor. Beslenme güçlü bir destek, evet; ama tedavinin alternatifi değil. “Şu süper gıdayı yiyin, kanser kaçacak!” diye bağıran manşetlere şüpheyle bakmayı öneriyorum. Çünkü bilim, çarpıcı manşetlerden çok daha yavaş ve dikkatli konuşur. Peki biz kimin sesine kulak vereceğiz: Bilimin mi, influencer’ın mı? Hadi, tabaklarımızı gerçeklerle dolduralım. Önce Mitleri Masaya Yatırıyoruz “Şeker kanseri besler” — Tüm hücreler glikoz kullanır; tüm şekeri kesmek çözüm değil. Mesaj şu olmalı: rafine şeker ve şekerli içecekleri azalt, kanıtı güçlü olan genel beslenme kalitesini artır.…
Yorum BırakYeni Doğan Bebekler Uykuda Neden Güler? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Edebiyat, insan ruhunun en derin köklerine dokunabilen bir sanat dalıdır. Kelimeler, sadece iletişimin aracı değil, aynı zamanda evreni anlamlandırmamıza yardımcı olan birer araçtır. Yazılı metinler, imgeler ve sembollerle örülmüş anlatılar, hayatın çeşitli katmanlarına ışık tutar ve bizi daha büyük bir anlamın parçası haline getirir. Bir edebiyatçı, her kelimenin gücünü, her anlatının dönüştürücü etkisini fark eder. Ancak, bazen hayatın en basit ve görünmeyen halleri, edebiyatın derinliklerinde gizli olan anlamları keşfetmemize yardımcı olur. İşte bu anlamlardan biri, yeni doğan bebeklerin uykuda gülmesidir. Gözlerimizi kapadığımızda, bilinçaltımızın derinliklerinden…
Yorum BırakSürrealizm Hangi Anlayıştır? Tarihsel Arka Plan ve Günümüzdeki Akademik Tartışmalar Sürrealizm, 20. yüzyılın başlarında sanat ve edebiyat dünyasında devrim niteliğinde bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Gerçekliğin ötesine geçmeye ve bilinçdışının gücünü yansıtmaya yönelik bir anlayış olan sürrealizm, hem sanatta hem de felsefede derin izler bırakmıştır. Duygular, rüyalar, bilinçdışı arzular ve toplumsal normlardan bağımsız bir gerçeklik arayışı, sürrealizmi bugüne kadar geniş bir entelektüel tartışma konusu yapmıştır. Bu yazıda, sürrealizmin tarihsel gelişimini inceleyecek, günümüzdeki akademik tartışmalarına dair bir bakış açısı sunacağız ve sürrealizmin hangi anlayışı temsil ettiğini keşfedeceğiz. Sürrealizmin Tarihsel Arka Planı Sürrealizm, 1920’lerde Fransız şair ve yazar André Breton tarafından şekillendirilen…
Yorum BırakKamu Yönetimi Okuyan Biri Ne İş Yapar? Kökenlerden Geleceğe Uzanan Samimi Bir Yol Haritası Kamu yönetimi dendi mi, aklıma hep insanların hayatına değen küçük ama kalıcı değişimler geliyor. Bir kararnameyle erişilebilir hale gelen bir hizmet, mahalleliye nefes aldıran bir park, kriz anında hızla organize olan bir ekibin kurtardığı zaman… Bu yazıda, “Kamu Yönetimi okuyan biri ne iş yapar?” sorusunu sadece “meslek listesi” olarak değil; kökeni, bugünü ve yarınıyla, içten bir sohbet havasında ele alacağız. Çayınızı kahvenizi alın; birlikte potansiyelinizin sınırlarını keşfedelim. — Kökler: Kamu Yönetimi Neye Yaslanır? Kamu yönetiminin kökleri, düzen, adalet ve ortak iyilik arayışına uzanır. Yönetim bilimi, idare…
Yorum BırakKamelya Kaç m² Olur? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış Bir bahçenin köşesine kamelya kurmak, çoğu insan için sadece bir yapı meselesi gibi görünür. Oysa aslında, kamelyanın kaç metrekare olacağı sorusu; sadece ölçüyle, alanla, ya da estetikle ilgili değildir. Bu soru, kimi zaman bir ailenin birlikte vakit geçirme biçimini, kimi zaman da toplumsal rollerin görünmez şekilde mekânlara nasıl işlendiğini ortaya çıkarır. Kamelya Sadece Bir Yapı Değildir Kamelya, çoğu evin ya da sitenin bahçesinde dinlenme, buluşma ve paylaşma alanı olarak görülür. Fakat “kamelya kaç m² olur?” sorusu, aslında “kimler o kamelyada yer bulur?” sorusuyla iç içe geçer. Çünkü…
Yorum BırakPKK Hangi Ülkede Kuruldu? Tarihsel Bir Bakış Bir tarihçi olarak, geçmişi anlamaya çalışırken, bazen bir olayın nasıl şekillendiğini, nedenini ve sonucunu görmek için sadece tek bir döneme değil, uzun bir zaman dilimine bakmak gerekir. Bu, hem toplumsal hem de siyasal yapıları anlamamızı sağlar. Bugün, PKK (Kürdistan İşçi Partisi) gibi bir hareketin köklerini tartışırken, sadece geçmişte yaşanan olayları incelemekle kalmamalı, aynı zamanda bu hareketin günümüze nasıl etki ettiğine de bakmalıyız. PKK’nın doğuşu ve gelişimi, yalnızca bir örgütün kurucularının iradesiyle açıklanamaz; aynı zamanda bir halkın yıllar süren toplumsal ve siyasal dönüşüm sürecinin bir yansımasıdır. Peki, PKK nerede ve nasıl kuruldu? Bu soruya…
Yorum BırakNurun Rengi Nedir? Güç, Iktidar ve Toplumun Görünmeyen Işığı Üzerine Bir siyaset bilimci olarak sabahları haber bültenlerine göz atarken aklıma hep şu soru gelir: “Görünmeyen ışığın, yani nurun, politik rengi ne olabilir?” Nur, saflığın ve aydınlanmanın sembolü olarak bilinir; ama siyaset biliminin soğuk gerçekliğinde her ışığın bir yansıması, her yansımanın da bir gölgesi vardır. O hâlde, nurun rengi nedir? Gerçekten nötr bir aydınlık mı, yoksa iktidarın kendini meşrulaştırma biçimlerinden biri midir? Nurun Rengi: Iktidarın Görünmeyen Spektrumu Siyaset bilimi açısından nur kavramı, yalnızca dini bir metafor değil, aynı zamanda iktidarın ideolojik ışığıdır. Devletler ve kurumlar, meşruiyetlerini çoğu zaman bu “ışık” üzerinden…
Yorum BırakGeçmişin Gölgesinde: Histrionik Kişilik Bozukluğu Düzelir mi? Bir tarihçi olarak geçmişin izlerini sürerken, insan davranışlarının da tarihin dalgalarıyla nasıl biçimlendiğini görmemek mümkün değildir. Toplumların değişimi, duyguların ifadesi, bireyin kendini sunuş biçimi… Hepsi birer tarihsel hikâyedir. Histrionik kişilik bozukluğu denilen durum da aslında yalnızca klinik bir tanı değildir; bir çağın ruhunu, bir toplumun gösterişle kurduğu ilişkiyi ve bireyin sahneye çıkma arzusunu anlatır. Peki, bu durum düzelebilir mi? Gelin, geçmişin aynasından bugüne bakalım. Duyguların Tarihi: Histrionikliğin Kökleri Tarih boyunca insan, dikkat çekmek, beğenilmek ve sevilmek arzusunu hiç kaybetmedi. Antik Yunan’da tiyatro maskeleriyle sahneye çıkan oyuncular, sadece oyun oynamıyor, aynı zamanda toplumsal rollerin…
Yorum BırakGülbank Ne Demek Osmanlıca? – Edebiyatın Diliyle Duaların Şiirsel Yankısı Kelimelerin Büyüsünden Gülbank’ın Anlamına Bir edebiyatçı için kelimeler, sadece iletişim araçları değil, zamanın belleğidir. Her sözcük, geçmişin yankısını taşır; anlamı aşar, çağrışımlar yaratır. “Gülbank” kelimesi de bu türden bir kelimedir — hem tarihsel hem şiirsel, hem ses hem anlamdır. Osmanlıca kökenine indiğimizde, “gül” (dua) ve “bank” (yüksek ses) kelimelerinin birleşimiyle oluşur. Yani Gülbank, “yüksek sesle edilen dua” anlamına gelir. Ancak bu yalın çeviri, kelimenin ruhunu bütünüyle açıklayamaz. Çünkü edebiyat, kelimelerin yalnızca anlamına değil, onların sezdirme gücüne de bakar. Gülbank, bir dönemin ruhunu anlatan sözlü bir sanat gibidir; söylenir, yankılanır, sessizlikte…
Yorum Bırak