İçeriğe geç

Coğrafya kaderdir kimin sözü ?

“Coğrafya kaderdir” sözünü çoğumuz duymuşuzdur. Peki, bu kadar güçlü bir ifade gerçekten doğru mu? Birinin hayatını şekillendiren, onun geleceğini belirleyen yalnızca coğrafyanın sunduğu şartlar mı olmalıdır? Hadi gelin, bu söylemi biraz daha derinlemesine sorgulayalım ve etrafını saran düşünsel sınırları zorlayalım. “Coğrafya kaderdir” diyen, ünlü stratejist ve politikacı Halford Mackinder. Bu ifadenin tarihsel, toplumsal ve siyasi anlamlarını gözler önüne serelim.

Halford Mackinder ve “Coğrafya Kaderdir” Sözü

Halford Mackinder, 1904’te yazdığı The Geographical Pivot of History adlı eserinde bu sözü dile getirmiştir. Mackinder’ın teorisine göre, dünya haritasının merkezindeki Eurasia (Avrasya), tüm küresel gücün merkeziydi. Avrasya’nın kontrolü, ulusların güçlü bir geleceğe sahip olmasının anahtarıydı. Mackinder’ın argümanı basitti: Eğer Avrasya’yı kontrol edebilirseniz, dünya hakimiyetine de sahip olursunuz. ([bbc.com]( Bu, coğrafyanın insanların kaderini belirleyen bir güç olduğuna dair güçlü bir görüş oluşturdu.

Ancak, Mackinder’ın görüşleri sadece coğrafyanın belirleyici gücünü savunmakla kalmaz; aynı zamanda tarihsel gelişmelerin ve uluslararası ilişkilerin tamamen bu coğrafi faktörlere dayanması gerektiğini öne sürer. Peki, bu görüş gerçekten doğru mu? Coğrafya yalnızca bir başlangıç noktası mı, yoksa kesin bir kader mi?

Coğrafyanın Sınırlayıcı Rolü: Gerçekten Kader Midir?

Mackinder’ın coğrafya merkezli bakış açısının geçerliliği, tarihteki pek çok örnekle tartışmaya açıktır. Evet, doğal kaynaklar, iklim, coğrafi engeller ülkelerin ekonomik ve askeri gücünü etkileyebilir. Ama kader, sadece dışsal koşullarla mı şekillenir?

Mesela, Japonya örneği üzerinde düşünelim. Japonya, okyanuslar tarafından çevrili, coğrafi olarak izole bir ada ülkesidir. Bu coğrafi sınırlılık, Japonya’nın dış dünyadan izole olmasına, hatta pek çok açıdan geri kalmasına neden olmuştu. Ancak, Japonya bu engelleri, teknolojik ilerlemeyle, dışa açılma politikalarıyla ve toplumsal azimle aşmayı başarmıştır. Hatta günümüzde dünya çapında teknoloji, otomotiv ve elektronik sektörlerinde en güçlü oyunculardan biridir. Japonya’nın başarısı, yalnızca coğrafyanın değil, toplumsal yapının, yönetimin, kültürel değerlerin ve teknolojik yeniliklerin bir sonucu olarak şekillenmiştir. Coğrafya kader midir? Kesinlikle hayır, çünkü Japonya’nın verdiği mücadele, bu sözün sınırlarını aşan bir hikayedir.

Coğrafyanın Kaderci Gücü ve Toplumsal Eşitsizlikler

“Coğrafya kaderdir” söylemi, yalnızca coğrafyanın insanlar üzerindeki etkisiyle ilgili değildir; bu aynı zamanda toplumsal eşitsizliğin bir yansımasıdır. Coğrafyanın, insanların doğdukları yer ile ilişkilendirilen kaderlerini belirlediğini kabul etmek, çok fazla insanı “doğal olarak” yoksul, eğitimsiz ve güçsüz olarak görmek anlamına gelebilir.

Düşünsenize, dünyanın gelişmiş ülkeleri büyük ölçüde Avrupa, Kuzey Amerika ve bazı Asya ülkelerinde yoğunlaşırken, Afrika’nın büyük bölümü ve bazı güneydoğu Asya ülkeleri kalkınma konusunda zorluklar yaşıyor. Bazı coğrafi bölgelerin iklimsel zorluklar, doğal kaynak eksiklikleri ve tarihi sömürü ilişkileri nedeniyle daha zorlayıcı koşullarda yaşadığı doğru. Ancak bu, insanların bu coğrafi engelleri aşamayacağı anlamına gelmez. İnsanların ve toplumların kaydettiği ilerlemeler, eğitim, kültürel değişim, uluslararası yardımlar, yerel yenilikler ve politikalar sayesinde mümkündür.

Coğrafyanın İleriye Taşınabilirliği: Değişim, Teknoloji ve Toplum

Günümüzde teknoloji, küreselleşme ve mobilite, coğrafyanın belirleyici rolünü sorgulatacak derecede güç kazanmıştır. İnternet ve dijitalleşme sayesinde, artık dünyanın neresinde olursa olsun, insanlar bilgiye erişebilir, ticaret yapabilir, hatta işlerini uzaktan yönetebilir. Teknoloji, coğrafyanın getirdiği engelleri bir ölçüde ortadan kaldırmaktadır.

Örneğin, Afrika’nın pek çok bölgesinde internetin yaygınlaşmasıyla birlikte eğitimde önemli ilerlemeler kaydedilmektedir. Birçok öğrencinin sınıf ortamından bağımsız olarak çevrimiçi dersler alması ve dünya çapında uzmanlardan öğrenmesi mümkün hale gelmiştir. Bu, coğrafyanın kaderci etkilerini zorlayan ve değiştiren bir dinamik yaratmaktadır. Küresel ticaretin genişlemesi, e-ticaretin yükselmesi ve lojistik sistemlerin gelişmesi de, uzak bölgelerdeki yerel halklara yeni fırsatlar sunmaktadır.

Coğrafya Kaderdir Mi? Tartışmaya Açık Sorular

“Coğrafya kaderdir” diyen bir bakış açısı, tarihi ve toplumsal süreçlerin etkisini göz ardı etmiyor mu?

Coğrafyanın, insanın kaderini belirleyen tek faktör olduğunu savunmak, bireysel çabaları ve toplumsal değişimleri küçümsemek anlamına gelmez mi?

Küresel bağlantılar ve teknolojik ilerlemeler sayesinde, coğrafyanın belirleyici rolü ne kadar gerileyebilir?

Bu sorularla birlikte, “Coğrafya kaderdir” söyleminin gerçekten geçerli olup olmadığını tartışabiliriz. Sizin bu konuda ne düşündüğünüzü merak ediyorum. Yorumlarınızda, bu söylemi kabul ediyor musunuz? Yoksa coğrafyanın önümüze koyduğu engelleri aşmanın başka yolları olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Sizce, coğrafyanın kader belirleyici gücü, insanlığın ilerleyişine gerçekten engel mi?

6 Yorum

  1. Asil Asil

    Zaman zaman popüler medyada ya da günlük konuşmalarda “ coğrafya kaderdir !” sözünün öne çıkarıldığı görülmektedir. Bu söz çoğunlukla bir coğrafyada ya da daha sınırlı bir alan olarak bir ülkede yaşamanın ne kadar kritik, önemli ve hatta imtiyazlı olduğunu vurgulamak için kullanılmaktadır. Mukaddime Kitabı, ünlü İslam düşünürü ve tarihçisi İbn Haldun tarafından yazılan önemli bir eserdir.

    • admin admin

      Asil!

      Fikirleriniz metni daha okunur kıldı.

  2. Hayal Hayal

    Sevgi. ” Coğrafya kaderdir .” der İbni Haldun 1389 senesinde. Arz-ı kürenin en ihtişamlı, en gerçek lafıdır. Mukaddime’de geçer . İbn-i Haldun der ki: “Coğrafya kaderdir.” – 1000Kitap 1000Kitap ibn-i-haldun-der-ki-cografya-ka… 1000Kitap ibn-i-haldun-der-ki-cografya-ka… Sevgi. ” Coğrafya kaderdir .” der İbni Haldun 1389 senesinde. Arz-ı kürenin en ihtişamlı, en gerçek lafıdır. Mukaddime’de geçer .

    • admin admin

      Hayal!

      Fikirlerinizle metin daha derli toplu oldu.

  3. Sibel Sibel

    Hayatının son yirmi dört yılını geçirdiği Kahire’de 1406 yılında vefat etmiştir. Birçok Ortaçağ âlimi gibi İbn Haldun da farklı ilimlerle meşgul olmuş; coğrafya, tarih, ekonomi, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve siyaset gibi alanlarda çeşitli görüşler ortaya koymuştur . İbn Haldun’un hayatının büyük bir kısmında geçimini Ezher gibi döneminin önde gelen eğitim kurumlarında Fıkıh dersi vererek ve hâkimlik yaparak sağlayan bir Maliki baş kadısı olarak geçirmiştir. (Şentürk, 2006: 267).

    • admin admin

      Sibel!

      Her ayrıntıda aynı fikirde değilim, fakat teşekkür ederim.

Hayal için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişen iyi bahis sitelerivdcasino girişbetexper.xyzbetci güncel girişbetci.betbetci.cobetci.co tulipbet yeni giriş